Koç Ünv. Hastanesi Çocuk Endokrin Kliniği 14 Kasım Etkinliği  14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında Koç Üniversitesi Hastanesi ile Diyabetli Çocuklar Vakfı tarafından düzenlenen “Arkadaşım Diyabet Koşusu”nun ilki 18 Kasım Cumartesi günü See more details
İstanbul Tıp Fakültesi 14 Kasım Etkinliği -2 14 KASIM DÜNYA DİYABET HAFTASI ETKİNLİLERİ 2 “Diyabet Spor Festivali” İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı ve Çocuk Adölesan Diyabetikler Derneği ekibi olarak di See more details
Okulda Diyabet Programı - Samsun “Diyabetli Çocuklar, Aileleri ve Diyabet Ekibi Öğretmenlerle Buluşuyor”   toplantılarının üçüncüsü Samsun’da yapıldı. Okulda Diyabet Programı çerçevesinde 2016 Aralık ayınd See more details
Ankara Özel Endomer - 14 Kasım Etkinliği 14 Kasım Dünya Diyabetliler Günü çerçevesinde “Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi”nin her yıl düzenlediği ve kan şekeri regülasyonunda başarılı olan hastaların kat See more details

Üye Girişi

Uzman Görüşü

Diyabet tedavisinde yenilikler: Biyonik …

Diyabet tedavisinde yenilikler: Biyonik pankreas ne kadar yakın?   Prof. Dr. Şükrü Hatun Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi    Diyabet...

Devamını Oku

Çocuk hastalara erişkin uzmanlarının bak…

Çocuk hastalara erişkin uzmanlarının bakması ne kadar doğru?   Prof. Dr. Şükrü Hatun Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi   Ülkemiz tıbbında...

Devamını Oku

D vitamini her derde deva mı?

D vitamini her derde deva mı? Prof. Dr. Şükrü HatunKoç Üniversitesi Tıp Fakültesi Bugünlerde rastgele bir eczaneye...

Devamını Oku

Suni tatlandırıcılar şişmanlığın önlenme…

Suni tatlandırıcılar şişmanlığın önlenmesinde bir imkan mı? Yoksa şişmanlığın ve diyabetin artmasından sorumlu mu? Çocuklarda ve...

Devamını Oku

Abartılı hekimlik' ve 'şarlatanlığa' dur…

Abartılı hekimlik' ve 'şarlatanlığa' dur demenin zamanı gelmedi mi? Son olarak Mehmet Öz’ün “ GDO lobisi...

Devamını Oku

D vitamini kullanımında aşırı artış: Ne …

D vitamini kullanımında aşırı artış: Ne kadar ihtiyaç? Ne kadar “Sağlık modası”?   Prof. Dr. Şükrü Hatun Kocaeli...

Devamını Oku

ADOLESANLARDA HİPERTRİKOZ

ADOLESANLARDA HİPERTRİKOZHipertirkoz, hirsutizm ve alopesi gibi kıl ile ilgili bozukluklar her yaşta psikososyal sorunlara neden...

Devamını Oku

ERİŞKİN BOYU ÖNCEDEN HESAPLANABİLİR Mİ?

ERİŞKİN BOYU ÖNCEDEN HESAPLANABİLİR Mİ? Erişkin boyunu şekillendiren birçok faktör vardır. Anne-baba boy ortalaması,çocuğun doğum kilosu...

Devamını Oku

Çocuklarda Şişmanlık ve Önlenmesi

Çocuklarda Şişmanlık ve ÖnlenmesiŞişmanlık (obezite) nedir?Şişmanlık basit tanımı ile vücutta yağ dokusu oranının artışı sonucu...

Devamını Oku

Nonklasik Konjenital Adrenal Hiperplazi …

Nonklasik Konjenital Adrenal Hiperplazi Kliniği Konjenital adrenal hiperplazi(KAH), kortizol biosentezindeki enzimatik bir defekt...

Devamını Oku

ÇOCUKLUK YAŞ GRUBUNDA FAZLA MİKTARDA ALI…

ÇOCUKLUK YAŞ GRUBUNDA FAZLA MİKTARDA ALINAN D VİTAMİNİNİN SONUÇLARID vitamini vücuttaki kalsiyum dengesinin düzenlenmesi ve...

Devamını Oku

MİKROPENİS

YENİDOĞANDA MİKROPENİS Doğumda penis boyu ve testis hacmi hipotalamus-hipofiz-testis (HHT) aksının normal olup olmadığını ve fonksiyonunu...

Devamını Oku

Boy Uzattığı İddia Edilen Ürünler Hakkın…

Boy Uzattığı İddia Edilen Ürünler Hakkında: Büyük AldatmacaŞüphesiz ki sağlık insanoğlunun sahip olduğu önemli bir...

Devamını Oku

Tip 1 Diyabet ve Güncel Tedavi Yaklaşıml…

TİP 1 DİYABET VE GÜNCEL TEDAVİ YAKLAŞIMLARI Tip 1 Diyabet (Tip1 DM) pankreastaki insülin üreten...

Devamını Oku

Konjenital (doğuştan) hipotiroidi ve yen…

Konjenital (doğuştan) hipotiroidi ve yenidoğanda doğuştan hipotiroidi taraması Konjenital (doğuştan) hipotiroidi yenidoğan döneminde en sık...

Devamını Oku

İyot eksikliği ve Maternal Hipotiroksine…

İyot eksikliği ve Maternal Hipotiroksinemi İyot intrauterin ve postnatal hayatta somatik ve nörolojik gelişim için...

Devamını Oku

Çocukluk Çağı Tiroid Kanserleri

ÇOCUKLUK ÇAĞI TİROİD KANSERLERİ Çocuklarda görülme sıklığı % 0.2-1.2 olarak bildirilen tiroit nodüllerinin çoğunun benign olmasına...

Devamını Oku

Ergenlik (Puberte) Gecikmesi

Ergenlik (Puberte) Gecikmesi Ergenlik, kişinin çocukluktan üreme yeteneğine sahip erişkin bir kadın ya da erkek olmaya...

Devamını Oku

Çocuklarda Diyabet

Çocuklarda Diyabet Türkiye’de diyabet hastası ne kadar çocuk var? Diyabetin çocuk sağlığı için önemi nedir?...

Devamını Oku

Çocukluk Çağında Tiroid Nodülleri

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA TİROİD NODÜLLERİ Çocukluk çağında muayene sırasında her yüz çocuktan birisinde tiroid nodülü saptanmaktadır. Ergenlik...

Devamını Oku

XXI.Ulusal Pediatrik Endokrinoloji & Diyabet Kongresi

Etkinlik Takvimi

Pzt Sal Çrş Prş Cu Cts Pz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31

Kimler Çevrimiçi

141 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Çocuk Endokrin Uzmanı Ara

Ergenlik

ÇOCUK ENDOKRİNOLOJİSİ ve DİYABET DERNEĞİ ile EGE ÇOCUK ENDOKRİN ve DİYABET DERNEĞİ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

ERGENLİK (PUBERTE) DÖNEMİ NEDİR?

Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Yaşamın ikinci on yılını içine alan bu süreç fiziksel, cinsel ve ruhsal açıdan gelişme ve olgunlaşmanın mey-dana geldiği bir dönem olmasının yanı sıra bireyin geleceğine yön verdiği ve hayatının şekillendiği bir dönem olması açısından çok önemlidir.

Ergenlik döneminde, cinsel gelişme kızlarda 10, erkeklerde 12 yaş civarında başlar. Çevresel, yapısal ve kalıtsal etkenlere bağlı olarak her çocukta farklı şekilde seyredebilir. Bu dönemde sal­gılanan hormonların etkisiyle, hızlı boy ve kilo artışı, vücut oranlarında değişiklikler ile cins iyet özellikleri ortaya çıkar. Ergenlik başlamasının ilk bulgusu kızlarda meme gelişimi ve/veya cinsel bölgede kıllanma; erkeklerde ise testislerde büyüme ve/veya cinsel kıllanmadır.

ERGENLiK DÖNEMiNDE KAŞILAŞABİLECEĞİNİZ SORUNLAR?

Psikososyal Sorunlar: Kendisine yeni bir kimlik arayışı içersinde olan, kendine alış-ma döneminde olan ergen; içe kapan­ma, sosyal ilişkilerinde bozukluk, okul başarısızlığı gibi sorunlar yaşayabilir.

Boy kısalığı: Ergenlik döneminde cinsel gelişimin erken veya geç oluşması, beslenme bozukluğu, çeşitli hastalıklar ve hormonal bozukluklar nedeni ile oluşabilecek boy kısalığı ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. Tedavi edilebilir boy kısalıklarında başarının erken teşhise bağlı olduğu unutulmamalıdır.

Guatr: Ergenlik döneminde, özellikle kızlarda sık rastlanan bir sorundur. Halsizlik, yorgunluk, uykuya eğilim gibi belirtiler ya da sinirlilik, hırçınlık, zayışama gibi şikayetlere yol açan farklı işlev bozuklukları görülebilir. Mutlaka tedavi edilme­lidir.

Kansızlık: Ergenlik çağında özellikle kızlarda sık rastlanır. Solukluk, iştahsızlık, çabuk yorulma başlıca belirtilerdir. Adet kanamalarının fazla olması ya da bilinçsizce yapılan zayışama rejimleri bu sorunun ortaya çıkmasını kolaylaştırır.

Kemik ve İskelet-Kas Sistemi Bozuklukları: Ergenlik döne-minde hızlı boy ve kilo artışı ile vücut boyutlarının hızlı d eğ iş i m i bu dönemde bazı ortopedik sorunların sık görülmesine yol açar. Bu dönemde özellikle erkek çocuk­larda sportif aktivitelerin artması döneme özgü kemik, eklem ve kas problemleri doğurabilir. Çocuğunuzdaki sırt ve bel ağrısı, omurga eğriliği, aksayarak yürüme gibi yakın­malar ihmal edilmeden ilgili bir uzman hekime başvurul­malıdır.

Aşırı Kıllanma: Kız çocuk­larında ergenliğin başla­masıyla birlikte sık karşıla­şılan bir sorundur. Yapısal nedenli olabileceği gibi hormonal dengesizliğin bir bulgusu olabilir. Özellikle adet düzensizlikleriyle birlikte olduğunda daha önemlidir.

Akne (ergenlik sivilcesi): Ergenlik dönemindeki ço­cukların % 80’inde görülür ve erkek çocuklarda daha belirgindir. Aşırı olması ileri inceleme gerektirir. Cilt temizliğine önem verilmelidir.

Adet Düzensizlikleri: Kızların çoğunda ilk adeti izleyen iki yıl içinde adetlerinin önemli ölçüde düzene girmesi beklenir. Bu dönemden sonra devam eden adet düzensizliklerinin nedeni araştırılmalıdır. Aşırı adet kanaması ve ağrılı adetler ergenlik çağındaki kızların önemli bir kısmında günlük yaşamı olumsuz etkileyen sorunlar olup nedeni araştırılarak tedavi edilmelidir.

Erkeklerde Meme Büyümesi: Ergenlik çağının erken dönemlerinde sık rastlanan ve % 80’ninde ergenlikteki hızlı hormon artışına bağlı normal bir durum olabilir. Doktorunuz bu durum için gerekirse tetkik yaptırabilir.

Şişmanlık (obezite): Hangi yaşta görülürse görülsün mutla­ka tedavi edilmesi gereklidir. Obez çocukların özellikle ergenlikten sonra kilo vermeleri çok zordur. Bunların en az yarısı erişkin yaşamlarını da obez olarak sürdürmektedirler. Kalp hasta­lıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, solunum rahatsız­lıkları, eklem hastalıkları ve adet düzensizlikleri şişmanlıkla doğrudan ilişkili hastalıklardan birkaçıdır. Obez ço­cuklar mutlaka hekim kontrolünden geçmeli; gerekli hormon inceleme­leri yapıldıktan sonra tedavi edil­melidir.
Unutulmamalıdır ki her çocuk ve ergen; boy ve kilo artışı ile cinsel gelişimi bakımından belirli aralıklarla kontrol edilmelidir.

ERKEN ERGENLİK GELİŞİMİ

Cinsel gelişmenin başlama yaşı cinsiyet, ırk, iklim ve çevre koşulları, beslenme ve kalıtsal özelliklere göre farklılık gös­terir. Kız çocuklar, erkeklerden ortalama 2 yıl kadar önce ergenlik dönemine girer. Sıcak iklimler ve deniz seviye­sinde yaşayan topluluklarda ergenliğe girme soğuk iklim­lerde ve yüksek rakımlı yerlerde yaşayanlara göre daha erken başlar. Özellikle gelişmiş ülkelerde beslenmenin çok iyi olması, büyüme temposunun hızlanmasıyla birlikte ergenliğe girişin de daha önce meydana gelmesine neden olur.

Ağır fizik egzersiz yapanlarda (sporcu, balerin gibi) ise ergenliğe giriş yaşı daha geç olabilir. Çocukların ergenlik başlama yaşı genellikle anne-babanın ergenlik yaşlarına paralellik gösterir. Özellikle kızlarda ilk adet görme yaşı anneninkine benzer.

Cinsel gelişimin ilk belirtisi kızlarda 10, erkeklerde 12 yaş civarında başlar. Cinsel gelişme belirtilerinin kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından önce başlaması anormaldir ve ileri inceleme gerektirir.

Ergenlik döneminin başlama zamanı gibi süresi de birey-den bireye farklılıklar gösterir ve her çocuk için özeldir. Ortalama 2-5 yıl arasında olan bu sürecin çok hızlanması da erken başlaması gibi anormal kabul edilip incelen-melidir. Bu dönemde cinsel gelişimi sağlayan hormonlar kızlarda yumurtalıklardan salgılanan östrojen, erkeklerde ise testislerden salgılanan testosterondur.

Erken cinsel gelişme kız çocuklarında erkeklerdekinden 10 kat daha sık görülür. Nedeni genellikle beyindeki hormon salgılanmasını düzenleyen bezlerin erken uyarılmasıdır. Ancak nadiren, yumurtalık-testis ya da böbreküstü bezinin bazı hastalıkları da erken cinsel gelişime yol açabilir. Bu nedenle mutlaka bazı incelemeler yapılarak problemin nedeni kesin olarak saptanmalıdır.

Cinsel gelişim sırasında vücutta cinsiyet hormonlarının etki-siyle önemli değişiklikler meydana gelir. Hızlı boy ve kilo artışı ile cinsiyet özelliklerinin belirginleşmesi (meme gelişi-mi, akne, ses kalınlaşması vb.) çocuğun hızla akranların­dan ayrılmasına neden olur. Yaşıtları tarafından itilen bu çocuklar ruhsal gelişimleri henüz buna uygun olmadığın­dan daha büyük çocuk gruplarına da kabul edilmedik-lerinden arkadaş gruplarından koparak içe kapanırlar. Ayrıca beden görünümü nedeniyle çevre tarafından daha büyük olarak algılandıklarından herkes onlardan yaşından daha olgun davranış bekler ve ruhsal gelişimi buna uygun olmayan çocuk çevre tarafından hiperaktif, şımarık, geri zekalı olarak değerlendirilebilir.

Diğer önemli sorun ilerde ortaya çıkan boy kısalığıdır. Cinsiyet hormonlarının etkisiyle yaşıtlarından önce hızlı boy atan çocuğun kemiklerindeki büyüme kıkırdaklarıda erken kapanacağından büyümesi yaşıtlarından önce sonlanır ve yetişkin boyu kısa kalır. Böylece ilkokulda sınıfın en uzunu olan çocuk, liseye geldiğinde sınıfın en kısası haline gelebilir.

TEDAVİ

Erken cinsel gelişim gösteren bir çocuk tedavi edilmeli midir? Bu sorunun yanıtı EVET’dir. Nedeni ne olursa olsun erken cinsel gelişim iki önemli probleme yol açmaktadır. Bunlardan ilki çocukta ortaya çıkan davranışsal ve psiko-sosyal problemler, diğeri ise boy kısalığıdır.

Erken cinsel gelişim, beyindeki merkezlerin erken uyarıl­masına bağlıysa tedavide bu gelişimi önleyen hormon tedavisi yapılabilir. Bunlar ayda bir kez ya da 3 aylık enjek-siyonlar halinde uygulanmakta olup etkileri sadece kul­lanıldıkları süre içinde geçerlidir.

Çocuk ergenlik için uygun yaşa geldiğinde enjeksiyonların kesilmesiyle cinsel gelişimi kaldığı yerden devam edecek-tir. Genellikle ebeveynlerin bu aşamada "çocuklarına hor­mon verilmesinin zararlı olabileceği" şeklindeki endişeleri tümüyle gereksizdir. Burada unutulmaması gereken en önemli nokta kullanılan ilaçların kalıcı etkileri olmadığıdır.

Ayrıca ilave olarak ağızdan alınan bazı ilaçlar da kullanılmaktadır. Erişkin dönemde ilaçların üreme yeteneğine herhangi bir zararı olduğuna dair kanıt yoktur.Hepimizin ortak amacı, çocuklarımızın beden ve ruh sağlığı açısından normal bireyler olarak büyümelerini sağlamaktır.