ÇOCUK ENDOKRİNOLOJİSİ VE DİYABET DERNEĞİ

Koç Üniversitesi'nde Sürekli Glukoz İzleme Sistemi Sempozyumu


Koç Üniversitesi Tarafından Düzenlenen Sürekli Glukoz İzlemi (CGM) Sistemlerinin Etkin Kullanımı Sempozyumu 26 Mayıs 2108’de yapıldı

Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk Diyabet ekibi tarafından, 26 Mayıs 2018 günü düzenlenen  “Sürekli Glikoz Ölçüm Sistemleri”  CGM)’nin Etkin Kullanımı” konulu sempozyuma Sivas, Diyarbakır, Konya, İzmir, Edirne, Ankara, İzmir, Bursa, Van, Kocaeli, Isparta ve  İstanbul’dan 17 hekim, 10 hemşire, 9 diyetisyen, 1 psikolog, birisi Tip  1 diyabetli 2 tıp öğrencisi, 2 Tip 1 diyabetli çocuk ailesi, 1 Tip 1 diyabetli blog yazarı ve 6 firma temsilcisi olmak üzere 48 kişi katıldı ve toplantı boyunca  problem odaklı, günlük klinik uygulamaların iyileştirilmesini sağlayacak canlı tartışmalar  yapıldı.

Toplantıda, Prof. Dr. Şükrü Hatun, hemşire Gizem Bayrakçı, Doç. Dr. Gül Yeşiltepe Mutlu, diyetisyen Tuğba Gökçe, Psikolog Serra Muradoğlu, sırasıyla CGM kullanımının avantajları ve dezavantajları, CGM verilerinin değerlendirilmesinde kullanılan parametreler, ülkemizde kullanılan CGM sistemlerinin özellikleri ve uygulanması, insülin pompa tedavisinde CGM verilerinin yorumlanması, CGM  verilerinin beslenme  planlanması  ve karbonhidrat sayımında kullanımı, CGM sistemlerinin aile ve çocukların ruhsal durumu üzerine etkileri konularında güncel bilgileri  ve deneyimlerini paylaşmıştılar. Toplantının sunumlarına http://www.arkadasimdiyabet.com/yeni-teknolojiler/sunumlar-rehberler-kitaplar adresinden ulaşılabilmektedir. Toplantının ikinci bölümünde ise grup çalışmaları yapıldı  ve gerçek vakalar üzerinde CGM verilerinin analizi  konusunda pratik eğitim yapıldı.

Toplantının özgün yanlarından birisi, Tip 1 diyabetli çocuk ailelerinin de kendi bakışlarını yansıtan sunumlar yapması olmuştur. Bunlardan birisi de  2 yaşından beri Tip 1 diyabet tanısı ile izlenen ve şimdi 12 yaşında olan Ritsa Darsa’nın annesi Rina Darsa idi. Rina, bütün naifliği ile önce Ritsa’dan bahsetti ve onun “ Nitsa bugün, 12 yaşında, aynı  zamanda çölyak ile mücadele eden,  başarılı, bilinci, kendi diyabetini  yönetebilen bir genç kız adayı” olduğunu söyledi. Uzun yıllar Nitsa’nın kan şekerini günde 8-10 kez parmaktan ölçümle izlediklerini, daha sonra 2016 yılında kola takılan sensörler (CGM) ile glukoz izlemi  yapmaya başladıklarını söyledi ve “  Kızımız, Günde 8-10 kez parmak delmekten kurtulmuş, onun için büyük bir konfor sağladığımızı düşünmüştük” diye ekledi. Daha sonra yabancı sosyal medya gruplarını izlerken kullandıkları sistemi bazı ek teknolojiler ile uzaktan ve  anlık glukoz izlemini mümkün kılan sisteme dönüştürdüklerini  anlattı ve “  CGM kullanımının en büyük katkısı kuşkusuz kesintisiz gece uykusu. Diyabetli çocuk  ebeveynlerinin en çok korktuğu şey uykuda yaşanacak hipoglisemidir. 10 yıl boyunca yaptığımız gibi her gece saat 3’te saatimizi kurarak kalkma zorunluluğumuz ortadan kalktı.  Bu bizi çok rahatlattı.  Şeker düzeyi 70 mg’ın    altına düştüğü an alarm çalıyor ve böylece çok düşükleri yaşamıyoruz “ dedi.  Rina, CGM kullanımın kendi hayatlarından götürdüklerini ise “Diyabet 7/24 her an hayatımızda, aklımızda. Özellikle benim gibi evhamlı bir annenin 24 saat boyunca sürekli buna konsantre olması bazen psikolojik olarak ağır gelebiliyor. Bağlantı problemleri olduğunda, Nitsa’yı biraz bunaltmış olmalıyım ki zaman zaman şikayet ediyor” sözleri ile anlattı ve  konuşmasını “ Ne yazık ki ülkemizde bu tip sistemler geri ödeme kapsamında değil…Aileleri maddi olarak çok zorluyor. Gönül ister ki, tüm tip 1 diyabetli aileler bu teknolojiler hakkında bilgi sahibi olsa ve kolayca ulaşabilse” dileği ile tamamladı.

Koç Üniversitesi Çocuk Diyabet Ekibi olarak, teknoloji kullanımı ile çocukların ve ailelerin sorunlarını /ihtiyaçlarını/endişelerini duyarlı bir şekilde hisseden/izleyen, tedaviyi ve eğitimi bireyselleştiren bir  anlayışla çalışıyoruz. Birkaç aydır hazırlıklarını yaptığımız bu toplantıda ,  bir kez daha ekip çalışmasının  önemini  ve çocuk diyabet ekiplerinin, Tip1 diyabetlilerin kendileri   ve aileleri çok yakın bir işbirliği   ve deneyim paylaşımı yapmasının yararlarını gördük. Bundan sonraki adımda,  önümüzdeki sonbaharda benzer bir toplantıyı “ Diyabetli çocuk aileleri ve Tip 1 diyabetliler “ için düzenlemeye karar vererek ve iyi yorgunluk duygusu ile toplantıya katılanlarla vedalaştık. Bir kez daha toplantıya emek verenlere ve katılanlara çok teşekkür ediyoruz.