|
||
|
Sitemize Hoşgeldiniz. Bugün : 04/09/2010
|
||
Prof. Dr. Nurgün KandemirEsnek İnsülin Tedavisi ve Evde Kan Şekeri İzlemi
Prof. Dr.İlknur ArslanoğluErgenlik Dönemi ve Değerlendirilmesi
Prof. Dr. Yaşar CesurRAŞİTİZM
Editörden-Doç. Dr. Bumin DündarSağlıkta İnternetin Önemi ve Derneğimiz Web Sitesi
|
![]() Prof. Dr. Abdullah Bereket Çocuklarda Erken Ergenlik ve Boy İlişkisi 28 Kasım 2007 Çarşamba 09:48 ( 14431 defa okundu) Ergenlik dönemi Ergenlik dönemi çocukluktan erişkinliğe geçilen bir süreçtir. Bu süreç içerisinde çocuklarda önemli bedensel ve ruhsal değişiklikler meydana gelir. Genel olarak ergenliğin ilk belirtisi kız çocuklarında göğüslerde büyüme, erkek çocuklarda ise testislerde büyümenin başlamasıdır. Bu belirtiler kızlarda 8-13 yaş (ortalama 11-11.5 yaş ), erkeklerde ise 9-14 yaş (ortalama 11.5-12 yaş) arasında başlar. Daha sonra tüylenme ve diğer bulgular ortaya çıkar. Kızlarda adet görme, erkeklerde ise sperm üretiminin başlaması ergenliğin tamamlandığını gösterir. Ergenlik dönemi hipofiz bezinden salgılanan hormonların etkisiyle başlar ve cinsiyet hormonlarının (kızlarda estrojen, erkeklerde testosteron) düzeyindeki artış sonucu o cinse özgü fiziksel özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Ergenlik döneminde boy uzamasında hızlanma olur ve bu dönemin sonunda epifizler kapanarak büyüme durur. Ergenlik öncesi dönemde bir çocuk yılda 5-6 cm büyürken, ergenlik döneminde bu rakam yılda 8-10 cme kadar çıkar. Bu dönemin sonunda kemiklerdeki büyüme merkezleri kapanarak büyüme durur.
Erken Ergenlik Ergenlik bulgularının kız çocuklarında 8 yaş, erkek çocuklarında ise 9 yaşından önce ortaya çıkmasına “Erken Ergenlik” denir. Bu durum genellikle ergenlik hormonlarının zamanından önce faaliyete geçmesi sonucu ortaya çıkar. Olguların bir kısmında buna neden olabilecek altta yatan ciddi bir problem var iken bir kısmında yalnızca hipofiz bezinden hormon salınımında zamanlama hatası olabilmektedir. Erken ergenlik olgularında çocuğun kemik yaşı hızlı ilerleyerek kemiklerdeki büyüme merkezleri kapanır ve büyümenin erken durmasına ve ve boy kısalığına yol açar. Bu çocuklar hem altta yatan neden hem de tedavi açısından değerlendirilmelidirler. Bu çocuklarda ergenlik durdurma tedavisi ile hem erken ergenliğe girilmesi hem de boy kısalığı önlenebilir. Ergenlik yaşı giderek erkene kayıyor mu? Beslenme koşullarının düzelmesi ve çevresel uyaranların etkisiyle ABD ve Avrupada 20. yüzyıl başlarından ortalarına kadar ergenlik yaşı her 10 yılda bir 2-3 ay kadar öne geldi. Ancak 1970 lerden bu yana önemli bir değişiklik yok. ABD de 1973 te Mc Mahon çalışmasında menarş yaşı 12.8 iken 1985 te Tanner-Davies çalışmasında 12.7, 1999 PROS çalışmasında 12.9, 2001 deki NHANES çalışmasında 12.5 olarak saptanmıştır. Bu çalışmalarda meme gelişimi başlama yaşının da 9.7-10.9 yaş arasında olduğu saptanmıştır. Yalnızca zenci kızlarda meme gelişiminin başlamasının biraz erkene kaydığı ileri sürülmekle birlikte bu görüş geniş kabul görmemiştir. Avrupada da Fransada her 10 yılda bir 0.12 yıl lık bir erkene kaymadan bahsedilmekle birlikte 1960 lardan bu yana ciddi bir değişiklik sözkonusu değildir. Dolayısıyla gerek sekonder seks karakterlerinin başlaması gerekse menstruasyon başlama yaşında gelişmiş toplumlarda son 30 yılda önemli bir değişiklik olmadığını söyleyebiliriz.. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde ise ergenlik ve menarş yaşı sosyoekonomik durum ile parallellik göstermektedir. Sosyoekonomik düzeyi yüksek ailelerde puberte batıdaki yaşıtlarına benzer şekilde iken sosyoekonomik düzeyi geri olanlarda 1-1.5 yıl daha geç olmaktadır. Ülkemizde de bu konuda çok spekülasyon yapılıyor. Ancak bu spekülasyonların çoğu bilimsel veriye değil anekdotal ve gözlemsel izlenimlere dayanıyor. Bu konuda geniş ölçekli çalışmalara ihtiyaç duyulmakla birlikte mevcut bilimsel çalışmalar üst gelir grubu ailelerde ülkemizde ergenlik yaşında son 30 yılda önemli bir değişiklik olmadığını gösteriyor. Örneğin 1975 te İstanbul Tıp Fakültesinde Prof Neyzi nin yaptığı çalışmada üst gelir grubu kızlarda ilk adet görme yaşı 12.8 yaş iken 1992 de Kolukısa ve Günöz 12.6, 2005 te Gerçek ve ark ları 12.5 ve Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2002 de yapılan çalışmada da üst-orta ve alt gelir grubunun karışık olarak alındığı çalışmada 12.8 olarak saptanmıştır. Dolayısıyla ülkemizde bir erken ergenlik patlaması olduğu yolunda basında çıkan haberlerin mevcut bilimsel verilerle desteklenmediğini görüyoruz. Bu durum daha çok algıda seçiciliğin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.
Ergenlik yaşının erkene kayması boy kısalığı yaratıyor mu?: Yenilenen Neyzi standartlarına gore Türkiyede ortalama erkek boyu 1978 de 174 cm iken 2006 da 176 cm e ortalama kadın boyu 1978 de 160 cm iken 2006 da 162.5 cme ulaşmıştır. Ortalama boylardaki bu artış ergenliğin erkene kaydığı iddia edilen periyodda olmuştur. Bu durumda fizolojik yani normal sınırlar içindeki erken ergenliğin boyu kısalttığını söylemek mümkün değildir. Aynı şey diğer toplumlar için de sözkonusudur. Örneğin Hollandada 1965, 1980 ve 1997 yıllarında yapılan çalışmalara gore ortalama kadın boyu sırasıyla 166.3, 168.3 ve 170.6 olarak saptanmıştır. Yani ergenlik yaşının öne geldiğini varsaysak bile ortalama boylar giderek artmaktadır. Dolayısıyla erken ergenlik= kısa boy klişesi doğru değildir.
Ergenliği erteleyerek boyu uzatmak mümkün mü?: Eğer giriş bölümünde belirttiğimiz şekilde tıbben tedavi gerektiren (patolojik) bir erken ergenlik sözkonusu ise evet. Ancak normal, yani tıbbi sınırlar içerisinde zamanında başlayan bir ergenliği tedavi ile ertelemenin o çocuğun boyuna herhangi bir faydası olmaz. Bilimsel çalışmalar bize kız çocuğunda 8-8.5 yaşından sonra başlayan ergenlik belirtilerine (göğüs gelişimi, tüylenme) müdahale edilmesinin boy konusunda bir yararı olmadığını net olarak ortaya koyuyor. Dolayısıyla zamanında ergenliğe giren bir çocukta tek başına ergenlik durdurmanın boya bir faydası yoktur. Eğer öngörülen boy çok kısa ise büyüme hormonu ile birlikte ergenlik durdurma tedavisinin birlikte verilmesinin kısmi bir faydası olabilmekte ise de bunun tamamen kozmetik bir tedavi yaklaşımı olduğu, maliyet-fayda dengesi ile birlikte aileye anlatılmalıdır.
Prof Dr Abdullah Bereket Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi,
Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı |
|
Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Yasal Uyarı | RSS | Web Grubu 2006-2010 © Tüm Hakları Saklıdır Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği |
||